|
Diabetes Mellitus (Şeker
Hastalığı):
İnsülin yapımındaki yetersizlik veya yapılan insülinin etkisini
engelleyen faktörlerin varlığına bağlı olarak ortaya çıkan
bir sendromdur.
İnsülin, pankreasta üretilen ve şekerin hücrelere girmesini
sağlayan bir hormondur. İnsülin yetersizliği veya etkisizliği,
bir yandan hücrelerin şekeri enerji kaynağı olarak kullanmasını
engeller, diğer yandan da kan şekerinin yükselmesine (hiperglisemi)
neden olur. Bu durumda, hücreler enerji gereksinimlerini başka
yollardan karşılamaya başlarlar. Bu esnada oluşan metabolik
artıklar ve yüksek kan şekerinin doku proteinleri ile birleşmesi,
hastalığın yol açtığı bir çok bozukluklardan sorumlu tutulmaktadır.
Diabet Tipleri: Nedenleri
ve başlangıç zamanına göre şeker hastalığı başlıca iki tipe
ayrılır:
Tip I Diabet, çok genç yaşlarda başlar. Bu tipte,
pankreasta üretilen insülin miktarı çok düşüktür veya üretim
tamamen durmuştur. İnsülinsiz kontrolü mümkün değildir.
Tip II Diabet, yetişkin yaşlarda başlar. Burada insülin
üretiminin eksikliğinden ziyade, üretilen insülin gerektiği
şekilde etki gösterememektedir. Dikkatli bir diyet ve sporla
kontrol edilebilir.
Ayrıca yatkınlığı olan kişilerde, gebelikte üretilen bazı
hormonlara ve metabolik yükteki artışa bağlı olarak gebelik
sırasında ortaya çıkan ve gestasyonel (gebelik) diabet
adı verilen bir diabet çeşidi daha vardır.
Bu tip diabette, kan şekeri hamilelik sonrasında genellikle
normale döner. Ancak bu kişilerin yaklaşık % 40'ında, sonraki
15 yıl içerisinde Tip II diabet gelişir.
Şeker Hastalığı Tanısı Koyabilmek
İçin:
- Herhangi bir zamanda ölçülen kan şekerinin 200 mg/dl'nin
üzerinde olması (hastada çok yeme, çok su içme ve çok idrar
yapma gibi diabetin klasik semptomları görülsün veya görülmesin),
veya;
- İki değişik zamanda ölçülen açlık kan şekerinin 140 mg/dl'nin
üzerinde bulunması, veya;
- Şüpheli durumlarda yapılan şeker yükleme testi sonucunda,
ikinci saatte alınan kan örneğinde ya da test esnasında
diğer örneklerden herhangi birinde kan şekerinin 200 mg/dl'nin
üzerinde olması gerekir.
Amerika Birleşik Devletleri'nde beş milyon kişinin diabetli
olduğu biliniyorken, bir o kadar kişinin de tanısı konmamış
diabeti olduğu tahmin edilmektedir. Bu derece sık görülen
bir hastalık olmasına rağmen, genellikle tanısının konması
gecikmektedir. Bu nedenle şeker hastalarının büyük bir kısmında
uzun süreli kan şekeri yüksekliğine bağlı olarak, zararlar
(komplikasyonlar) ortaya çıkmaktadır. Bu zararlar, yaşam süresi
ve kalitesini etkilediğinden, riskli bireylerin (şişmanlar
ve ailesinde şeker hastalığı olanlar) taranarak, hastalığın
erkenden teşhisi ve hastaların sıkı bir şekilde takibi büyük
önem taşımaktadır.
ŞEKER HASTASI İSENİZ VE DİABET KOMPLİKASYONLARINDAN KORUNMAK
İSTİYORSANIZ LÜTFEN AŞAĞIDAKİ ÖNERİLERİ DİKKATLE OKUYUNUZ!
- Hekiminizin diyet, egzersiz ve ilaç önerilerini aynen
uygulayın.
- Kan şekeri düzeyinizi düzenli olarak ölçün veya ölçtürün
ve kaydedin.
- Sigara içiyorsanız bırakın.
- Diyabetin uzun dönemde ortaya çıkan komplikasyonları konusunda
mümkün olduğunca fazlaca bilgi edinin.
- Sık sık tansiyonunuzu kontrol edin; yüksekse düşürmek
için ne yapmanız gerektiğini öğrenin ve verilen tedaviyi
aynen uygulayın.
- Her yıl tam bir göz muayenesinden geçin.
- Böbrek bozukluklarına ilişkin kan ve idrar tetkiklerinizi
mutlaka yaptırın. Sonuçların ne anlama geldiğini, böbreklerinizi
korumak için neler yapmanız gerektiğini öğrenin.
- Kan yağlarınızı ölçtürün, yüksekse nasıl düşürüleceğini
öğrenin ve verilen diyet, egzersiz ve tedaviyi aynen uygulayın.
- Sinir hasarına ait yakınmalar (el ve ayaklarda karıncalanma
ve yanma hissi, his azalması gibi) varsa, doktorunuza mutlak
söyleyin.
- Ayaklarınızı ve derinizi her gün kontrol edin. Herhangi
bir sorun varsa, hemen tedavi edilmesini sağlayın.
- Gebe iseniz veya gebe kalmayı planlıyorsanız hemen doktorunuzu
görün. Kan şekerinizin gebelik öncesinde ve sırasında normale
yakın değerlerde devam ettirilmesi hem sizin, hem de bebeğinizin
karşılaşabileceği riskleri azaltır.
Şeker Hastalığının Kontrolü:
Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümü'nün 65,000 kadın
üzerinde yaptığı araştırma; fazla şeker ve az lifli gıda alan
kadınların şeker hastalığı riskinin, bu gıdaları az alanlara
göre daha fazla olduğunu göstermiştir. Kola gibi içeceklerin,
beyaz ekmek, pirinç ve patatesli gıdaların da şeker riskini
fazlalaştırdığı bilinmektedir. Kilosu normalden %20, %30 fazla
olanlann insuline bağlı olmayan şeker hastalığı riski de fazlalaşır.
Dengeli beslenme ve spor yaparak 8-9 kilo kaybetmek kandaki
glikoz oranını normale yakın muhafaza etmeye yardımcı olabilmektedir.
Şeker hastalığı (diabetes mellitus), vücudun şeker
oranının kontrolden çıkması olarak adlandırılabilir. Daha
az görülen ( diabetes insipidus) hormon dengesizliğinin
böbrekler üstündeki etkisidir. Her iki şekildeki şeker hastalığının
da ana arazı kandaki şeker miktarının normalin üstüne çıkmasıdır.
Şeker hastalığı, insülinin kandan ayrılıp hücrelere taşınamamasından
kaynaklanır. Vücut insulin yapmağa devam ederken, bazı nedenlerden
dolayı, hücreler insülini almadığından yeterli miktardaki
glikoz da dokulara ulaşamamaktadır.Bu nedenle glikoz kanda
toplanıp fazlalaşmağa başlar. Kontrol altına alınmazsa kalp
hastalığı, böbrek fonksiyonlarında bozukluk ya da katarakt
gibi çok ciddi sağlık sorunları oluşabilir.
Önlemler:
- Diyet... Harvard Üniversitesi'nin yaptığı en son
araştırmalar, alınan besinlerdeki şeker oranını azaltmak
ve lifli yiyecekleri fazla yemek bu hastalığın riskini azalttığını
göstermiştir. Ayrıca sebze, meyve ve hububat şeker hastalığının
oluşmasının önlenmesinde etkili gıdalardır. Nişastalı gıdalar
( ekmek, patates, pasta ve tatlı çeşitleri) ise kandaki
glikoz miktarını fazlalaştırır. Bunun neticesinde de şeker
hastalığı oluşabilir.
- Spor... (aktivite) Herhangi bir spor çeşitini devamlı
yapmak şeker riskini azalttığı gibi fazla kiloları atmakta
da yardımcı olmaktadır. Bunların yanısıra kalp hastalığı
riskini azaltmakta, kanser riskini azaltmakta, kan dolaşımını
düzenlemekte, ve adale sağlığına yardımcı olmaktadır.
- Besine destek gıdalar... Dengeli beslenmenin yanısıra
bazı vitamin ve minarellerin de şeker hastalığını engellemeye
yardımcı olduğu bulunmuştur. Örneğin;
Chromium: Bu mineral insülinin kandaki şeker düzeyini
kontrol etmektedir ve hastalığı önlemektededir.
Zinc (çinko): Eksikliği, şeker hastalığı riskini arttırır.
Çinko, vücuttaki insülin metobolizmasında en önemli rol oynayan
mineraldir.
E ve C vitaminleri oksidasyonu engelleyerek şeker hastalığı
riskini de azaltırlar. E vitamini şeker oranını
azaltır, C vitamini de şeker oranını düzenlemekte etkilidirler.
Magnezyum: Yaşlılarda glikoz toleransını dengeler.
LABORATUVARIMIZDA ŞEKER HASTALIĞI
TANISI VE TAKİBİNE YÖNELİK YAPILAN TESTLER:
KANDA ÇALIŞILAN TESTLER:
- Açlık kan şekeri ölçümü: Bir gecelik açlık sonrasında
yapılır. Açlık süresinin tam 12 saat olması önerilir.
- Tokluk kan şekeri ölçümü: Yemeği takiben 2 saat
sonra alınan kan örneğinden yapılır.
- Glikoz tolerans (yükleme) testi: Açlık kan şekeri
ölçümleri ile tanı konulamayan durumlarda yapılır. Hastadan
açlık kan şekeri için kan örneği alındıktan sonra uygun
miktarda (l,75 g/kg) glikoz çözeltisi içirilir. Bunu izleyen
30., 60., 90. ve 120. dakikalarda alınan kan ve idrar örneklerinden
şeker ölçümü yapılır.
- Hemoglobin Alc (HbAIc) ve glukohemoglobin ölçümleri:
Hemoglobin alyuvarlarda bulunan ve oksijen taşınmasından
sorumlu olan moleküldür. HbAIc, kanda artmış konsantrasyonlarda
bulunan glikozun hemoglobin molekülüne bağlanması sonucunda
meydana gelir. Alyuvarlar ortalama 120 günlük yaşam süresine
sahip oldukları için HbAIc ölçümleri kan şekerinin son üç
ay içindeki düzeyi hakkında bilgi verir.
- Fruktozamin ölçümü: Glikoz, hemoglobin dışındaki
bazı proteinlere de bağlanır. Glikozun albumine bağlanması
ile fruktozamin oluşur. Albuminin kandaki yarılanma süresi
yaklaşık 15-20 gün olduğu için fruktozamin ölçümleri 2-3
haftalık donemdeki kan şekeri kontrolü hakkında bize bilgi
verir.
- İnsülin ölçümü: İnsülin pankreastan salınan ve
glikozun hücre içine alınmasında aracı olan bir hormondur.
İnsülin konsantrasyonları yüksek olmasına rağmen kan şekerinin
de yüksek olduğu durumlarda insülin direncinden bahsedilir.
- İnsülin antikoru tayini: İnsülin tedavisi alan
hastalarda kanda insüline karşı gelişen antikorların varlığını
belirlemeye yönelik bir testtir.
- Adacık hücresi antikoru (Islet cell antibody):
Bazı olgularda vücudun bağışıklık sistemi tarafından üretilen
moleküller, pankreastaki insülin üreten adacık hücrelerini
tahrip etmektedir. Bu tahribi yapan moleküllerin varlığını
göstermeye yönelik bir testtir.
- C peptid ölçümü: İnsüline bağımlı diabetlilerde
(Tip I) pankreas hücre fonksiyonunu değerlendirme olanağı
sağlar.
İDRARDA ÇALIŞILAN TESTLER:
- İdrar şekeri ölçümü: Kan şekerinin belli bir eşik
değerinin (yaklaşık olarak 180 mg/dl) üzerine çıkması durumunda
idrarda şeker tesbit edilebilmektedir.
- İdrarda keton tayini: Glikozu yakıt olarak kullanamayan
diabetli hastalarda yağların enerji kaynağı olarak kullanılması
sonucunda idrarda keton adı verilen atık ürünler görülür.
Bu duruma yeterince tedavi edilemeyen hastalarda rastlanır.
- Mikroalbuminüri: İdrarda 30-300 mg/24 saatlik albumin
atılımı mikroalbuminüri olarak adlandırılır. Mikroalbuminüri
ölçümleri şeker hastalığında böbrek hasarını erken dönemde
belirleme ve tedaviye başlama olanağı sağlar.
- N-asetil P-D glukozaminidaz (NAG): Böbrek tübüllerindeki
hücrelerden köken alan bir moleküldür. Tübüllerde bir zedelenme
olmaksızın idrara geçmez. Ölçümleri böbrek hasarı hakkında
bilgi verir.
Haberler:
2010 yılına kadar şeker hastalarının sayısı bugüne göre
iki kat daha fazlalaşacak. Reuters haber ajansının bildirdiğine
göre; yapılan son araştırmalar, 2010 yıllarında şeker hastalarının
sayısının 220 milyona ulaşarak bugüne göre iki kat daha
daha fazlalaşacağını göstermektedir. Bugün dünya nufusunun
%2.1 i şeker hastası ise de önümüzdeki üç sene içinde %3 artma
göstereceği beklenmektedir. Büyük kısım da dünya nüfüsunun
%61'ini oluşturan Asya'da görülecektir. Dr. Faul Zimmet'in
Diabetic Medicine magazininde yazdığı makaleye göre, tıp dünyasını
endişelendiren konu, hastalığın kendisiyle mücadele edecek
tıp imkanlanna sahip olmayan ülkelerde artış göstermiş olacağı.
Şeker hastalığının sebep olduğu, böbrek hastalıkları, felç,
kalp krizi, körlük ve sinir sistemi hasarları, bir çok ülkenin
en önemli sağlık sorunları olacaktır. Asya'daki artış, tahminen
1997 den 2010 yılma kadar 66 milyondan 132 milyona çıkacaktır.
Araştırmayı yapan Dr. Zimmet'e göre, kişilerin şeker hastalığı
hakkında bilinçlendirilmeleri ve önlem almaya yönlendirilmeleri
gerekmektedir.
|