Karaciğer'in iltihaplanması anlamına
gelen "HEPATİT" tüm dünyada yaygın olan bir Halk Sağlığı
problemidir ve insan vücudunda bir çok olumsuz bulguya yol
açar. Her
hepatitte sarılık görülmez ancak halk arasında her hepatite
sarılık denir. 15 - 20 sene öncesine kadar herkesin
sarılık olmasi, grip olmak gibi çok sıradan ve olağanmış
gibi karşılanırdı. Kimse ciddi, hatta ölümcül olabilecek
tehlikelerinden, korunmadan, önleminden, doğar doğmaz aşı
olmaktan bahsetmezdi; sarılığın karaciğerimize zarar verdiğinden
ve hatta bazen iflasina yol açtığından da bahsedilmezdi.
Hepatit yapan etkenler nelerdir
?
Hepatitlerin
birçok nedeni olmakla birlikte, en sık karşılaşılan türü;
*
Virüslerin yol açtığı enfeksiyonlardır. Hepatite neden olan
virüsler; A, B, C, D, E, F ve G olarak alfabenin ilk
harfleriyle isimlendirilirler. "Hepatit" terimi ile işte bu
"viral hepatit"ler belirtilmek istenmektedir. Hepatit şeklinde
belirebilen diğer virüs hastalıkları; Enfeksiyöz
mononukleosis, Sarı humma, Sitomegalovirus hastalığı, Herpes
simplex ve bazı Enterovirus enfeksiyonlarıdır. Karaciğerin
taze, alevli iltihabına "Akut Viral Hepatit", 6 aydan fazla
sürmesi haline ise "Kronik Viral Hepatit" adı
verilmektedir.
*
Bazı toksik ilaçlar ( tüberküloz tedavisinde kullanılan
INH, bazı sinir hastalığının tedavisinde kullanılan
chlorpromazin gibi ),
* İlaç aşırıduyarlılığı,
* Bazı mikroplar
(Brucella, Tüberküloz)
* Safra tıkanıklığı,
*
Radyasyon,
* Genetik olarak geçen
ender hastalıklar [demir depolama hastalığı ( Hemokromatozis=
irsi olarak geçen, başta karaciğerde olmak üzere demir birikmesiyle
organ hasarına yol açan ender bir hastalık ), bakır depolama
hastalığı ( Wilson hastalığı= bakır metabolizması bozukluğu
nedeniyle özellikle karaciğerde ve gözün kornea tabakasında
bakır depolaması ile karaciğerde hasara neden olan ender
bir hastalık )] ve
*
Bağışıklık sistemi ( immün sistem ) bozuklukları da hepatite
neden olabilir.
Hepatit konusundaki bu kısa hatırlatmadan
sonra, özellikle sonbaharda ve kışın sıkça görülen HEPATİT A
enfeksiyonundan bahsetmek istiyorum.
HEPATİT
A
Hepatit A Nedir?
Hepatit A, halk
arasında bulaşıcı sarılık adıyla
da bilinen, karaciğerin harabiyeti ile karakterize bulaşıcı
bir enfeksiyondur. Klinik açıdan belirgin
bir sarılık ile seyreden hepatit olgularının % 20-40’ ını
oluşturan bu sarılığa, çok bulaşıcı olan Hepatit A virüsü
neden olur.
Hepatit A Virüsünün Özellikleri
Nelerdir?
Hepatit A
virusun özellikleri gönüllü insanlar üzerinde yapılan
incelemelerle öğrenilmiştir.
Hepatit A
virüsü otoklava (121 C basınçlı buhara) 20 dakika, suda
kaynatmaya 1 saat, kuru hava ile (Pasteur fırını ile)
sterilizasyona 1 saat dayanır. Asitlere, kimyasal
dezenfektanlara ve eter'e olağanüstü dirençlidir.
Hepatit A’ nın belirtileri
nelerdir?
Tüm viral
hepatitlerde sarılık başlamadan önce genellikle;
* Bulantı,
kusma, ishal,
* Şiddetli
iştahsızlık,
* Mide - barsak
şikayetleri,
* Karın üst
bölgesinde ağrı ve
* Yorgunluk görülür.Yalnız Hepatit - A'da 38
C den yüksek ateş (enfluenza'daki gibi) ve eklem ağrıları da görülür. Ateş
varsa, genellikle sarılığın ilk birkaç gününde normale
döner.
Viral
Hepatitlerdeki en tipik belirtiler ise;
* Göz
aklarının, cilt ve mukoz membranların sararması,
* İdrarın
renginin koyulaşması ve
* Dışkının
renginin açılması'dır.
Hastalığın başlangıcından 2 - 3 hafta sonra dışkı rengi
normale döner. Bir veya iki hafta sonra karaciğer büyüyebilir
ve sarılık görülebilir.
Hepatit A'nın seyri
nasıldır?
Hepatit A'nın kuluçka süresi 15 - 50 gün olup,
hastalık genellikle 3-6 hafta sürer, ancak bazı olgularda
altı aya kadar devam eden uzun süreli ya da kötüleşerek
tekrarlayan belirtiler görülebilir. Normalde klinik iyileşme,
belirtilerin ortaya çıkışından 1 - 8 hafta sonra gelişir.
Hepatit - A'nın ciddiyeti, hastanın yaşına bağlıdır. Hepatit
A’ nın klinik belirtileri iki yaşın altındaki çocuklarda
fark edilmeyebilir ya da hafif seyreder. Bebeklerde ve 14
yaşın altındaki çocuklarda ölüm oranı % 0.1'dir. Hastalık
ileri yaşlarda şiddetli seyreder, hastaların büyük bölümünde(
% 50 - 80 ) hepatomegali ve % 4 - 9'unda ise splenomegali
ve lenfadenopati görülür. % 1 olguda ise çok ağır bir karaciğer
hastalığı olan Fulminant hepatit ve sonrasında da karaciğer sirozu gelişebilir. Gençler ve
40 yaşın altındaki erişkinlerde ölüm oranı % 0.4'e, 40 yaşın
üstündekilerde ise % 1 - 1.5' uğa ulaşabilir.
Tanı Nasıl Konur?
Anamnez, fizik
muayene ve laboratuvar bulgularıyla konulur. Hastalığın 1.
haftasında kanda IgM antikor seviyesi yüksek düzeydedir ve 2 -
6 ay içinde tamamen kaybolur. Ig G tipi antikorlar ise
hastalığın birinci ayında ortaya çıkar ve ömür boyu kalır.
Hastalık sırasında IgM ve IgG antikorları aynı anda
görülebilir. Kanda yalnız IgG antikorunun
bulunması; hastalığın daha önce geçirildiğinin ya da aşılanmış
olmanın bir göstergesidir.
Hastalık Nasıl Yayılır?
Hepatit A’ lı
olgular sarılığın ortaya çıkışından iki hafta öncesi ve
sarılığın ortaya çıkışından bir hafta sonrasına kadar her
dışkılama ile çok miktarda Hepatit
- A virusu salgılar ve hastalığı bulaştırırlar. Belirti göstermeden
hastalığı geçiren fertler de, hastalığın yayılmasında sessiz
birer kaynak oluştururlar.
Hepatit A
virüsü genellikle oral-fekal (ağız-dışkı) yolla, kontamine
olmuş (virüs bulaşmış) su veya besinlerin alınmasıyla, kişiler
arası temasla, ya da cinsel temasla bulaşır. Memleketimizde
büyük kentlerde dahi kanalizasyon sistemlerinin yeterince
düzenli olmaması ve içme ve kullanma sularının temininin uygun
koşullarda yapılamaması (özellikle su baskınlarından ve tabii
afetlerden sonra) Hepatit-A enfeksiyonunun yayılmasında büyük
rol oynar.
Virüs vücuda genelde ağız yoluyla, özellikle
yiyecek ve içeceklerle girer. Bu durum,
kişilerin tuvalete gittikten sonra ellerini yıkamaması ve
bulaşlı elleriyle sağlıklı kişilerin yiyeceklerini ellemesiyle
de oluşur. Hepatit A virusuyla bulaşlı suların içilmesi,
bu sulardan üretilen buzların kullanılması en büyük bulaş
kaynağıdır. Ülkemizde köylerde helalar genelde dışardadır
ve sebzelerin yetiştirildiği yerlere yakındır. Gübre olarak
toprağa akıtılan Hepatit-A virusu ile kontamine lağım suları,
çiğ yenen marul, maydonoz, taze soğan, roka v.b. gibi yeşilliklere
ve sebzelere bulaşmakta ve bu bulaşlı yeşilliklerin yeterince
temizlenememesi de büyük bulaşlara neden olmaktadır. Gözlemlerime
göre hemen hemen tüm lokanta ve lüks restoranlarda hazırlanan
salataların malzemeleri ve (güya) yıkanmış olarak getirilen
söğüş marul-maydonoz v.b. yeşillikler (maalesef) bir leğen
veya kovadaki suya batırılıp çıkarılmakta ve temiz (!) olarak
sofralarımızda servise sunulmaktadır. Lağımla kirlenen sulardan
toplanan midye, istiridye ve kabuklu deniz ürünlerinin
yenmesi, özellikle sonbahar ve kış aylarında salgınlara
neden olmaktadır. Hepatit A hastalığı
geçiren kişi ile yakın temas ve cinsel ilişki de hastalığın yayılmasına neden olur.
Kimler risk altındadır?
Hepatit A en sık, sağlık koşullarının
kötü olduğu aşırı kalabalık ortamlarda yaşayan kişilerde
görülür. Bu nedenle de Hepatit A dünya çapında bir problemdir.
Salgınlar her yerde oluşabilir. Çocukların hijyenik tedbirleri çok iyi
bilmemeleri enfeksiyonun en yüksek sıklıkta onlarda
görülmesine neden olur. Hepatit A; kreş, anaokulu ve
okullarda, hastanelerde, askeri koğuşlarda, yaşlı bakım
evlerinde (özellikle hijyen ve sağlık açısından ileri
toplumlarda) ve yatılı ögrenci yurtlarında kolayca yayılır.
Oral - anal seks ilişkilerinin yüksek olduğu eşcinsel gruplar
ve kanalizasyon işcileri de risk altındadırlar.
Hastalıktan Korunma Önlemleri
Nelerdir?
* Halkın
kişisel hijyen, ellerin sık sık yıkanması, ve atıkların
sağlıklı uzaklaştırılması konusunda eğitilmesiyle,
* Sağlıklı içme
ve kullanma suyunun temini ile,
* Yeterli
kanalizasyon sistemlerinin kurulmasıyla,
* Kontamine
olma olasılığı bulunan besinlerin yeterince yıkanması ve
pişirilmesiyle,
*
Bakteriyolojik kontrolu yapılmayan içme sularının
kaynatılmasıyla ve
* Çocuk ve
yaşlı bakımevlerinde çalışan personele ve yaşayanlara gerekli
eğitimin verilmesiyle hastalık önlenebilir.
Hijyen ve
sağlık kurallarına uyulması, bulaşma riskini azaltabilir ancak
tamamen engelleyemez.
Bugün Hepatit A hastalığından tam korunmanın en
etkili yolu aşılanmadır. Aşının koruyuculuğu % 94 - 100
olup koruyuculuğu yaklaşık 20 yıl devam etmektedir. Bu
nedenle; kamuda, restoranlarda, askeri birliklerde,
hastanelerde, fabrikalarda, yatılı okullarda, kreşlerde,
bakımevlerinde v.b kurumlarda çalışan tüm mutfak personelinin
Hepatit A enfeksiyonunu daha önce geçirip geçirmediği
saptanılmalı ve aşılanması uygun görülenlerin aşılanması
sağlanmalıdır.
Aşılanma ne zaman
yapılmalıdır?
Aşılama, 2
yaşından itibaren her zaman yapılabilir.
Aşılama; 1 - 2
ve 6'ıncı aylarda 3 kez uygulanmalı ve toplam 3 dozdan
oluşmalıdır.
Özellikle küçük
çocukları okul,
kreş, yuva ve anaokuluna başlamadan önce aşılamakta
büyük yarar vardır.
Tedavisi Nasıldır?
Hepatit A için
herhangi bir özgül tedavi yoktur. Vakaların % 99'u 3 ay içinde
kendiliğinden iyileşir. Hastalığın ilk evrelerinde yatak
istirahati önerilir ancak bu mutlak yatak istirahati şeklinde
değildir. Hasta, aşırı fiziksel aktivitelerden kaçınmalı ancak
günlük gereksinimlerini karşılamalıdır. Özel bir diyet
uygulanmaz ancak alkol kesinlikle alınmamalıdır. Ağır vakalar
hastaneye yatırılarak takip edilmelidir.
HEPATİT -
B
Karaciğer'in
iltihaplanması anlamına gelen Hepatit'in,
tüm dünyada yaygın olan bir Halk Sağlığı sorunu olduğuna
ve insan vücudunda birçok olumsuz bulgulara yol açtığına,
Hepatit A enfeksiyonu konusunda geniş olarak değinmiştim...
Viral hepatitlerin genel seyri hemen
hemen birbirine çok benzediği için Hepatit B
konusundaki bu yazımda tekrar bunlara
değinmiyeceğim. Burada "ÇAĞIN
VEBASI" olarak adlandırılan HEPATİT - B enfeksiyonundan
korunmak için neleri bilmemiz gerektiği konusundaki
ayrıntılı bilgileri sunmak istiyorum.
Hepatit B Nedir?
* Sigaradan sonra en fazla kansorejen
olan,
* Tek kaynağı insan olan,
* Dünyada 400 milyondan fazla
taşıyıcısı bulunan,
* Her yıl 250 binden fazla insanın
karaciğer harabiyeti nedeniyle ölümüne neden olan,
* AIDS'ten 1 yılda ölenlerin
sayısının, Hepatit - B'den 1 günde ölenlerin sayısına eşit
olan
çok bulaşıcı bir virüs
enfeksiyonudur.
Hepatit B'nin Seyri Nasıldır?
Hepatit B virüsü vücuda girdikten
sonra uzun bir kuluçka dönemi vardır (40-180 gün).
Hepatit B, akut ve kronik seyir gösteren bir enfeksiyondur.
Akut formunda hastalık hiç hissedilmeden iyileşebildiği gibi,
birkaç hafta devam eden seyirle ve hafif
belirtilerle de iyileşebilir. Bu süreç genelde 4-9 hafta
olarak tanımlanabilir. Ancak enfeksiyon etkeni 6
aydan fazla sürede bir kişinin kanında ve karaciğerinde tespit
edilirse enfeksiyon kronikleşmiş demektir.
Hepatit B virüs enfeksiyonunun sonucu, büyük
ölçüde hastalığın başladığı yaşa bağlıdır. Hastalığın
seyrinde kronikleşme olasılığı bakımından çocuklar daha riskli
gruptadırlar. Çünkü yenidoğanda, doğum sırasında bulaşan hepatit B'
nin kronikleşme olasılığı
% 90'dır. Doğumda veya bağışıklık
sistemi henüz gelişmemiş bebeklere Hepatit B virüsü
bulaştığında genellikle enfeksiyon sessiz seyretmekte, bebekler
sağlıklı görünmekte ve sarılık ortaya çıkmamaktadır. Bu bebekler
çoğunlukla virüsün uzun süreli kronik taşıyıcısı olmakta
ve genellikle uzun yıllar sağlıklı görünseler de, bir kısmında 40 ya
da 50 yaşlarından sonra hastalık
ortaya çıkabilmektedir. Yaşamlarının erken dönemlerinde enfeksiyona
yakalanan kronik taşıyıcıların yaklaşık %25'inde yaşamları boyunca
siroz oluşma ve hatta karaciğer kanseri gelişme riski vardır.Yine
1-5 yaş arasında yakalanılan hepatitin kronikleşme olasılığı
%30'dur. 5 yaşından sonra ise bu rakam % 5- 8'lere kadar
geriler.
Hepatit B Hangi Şekillerde Görülebilir?
* Klinik sarılıklı form: Hastalığa ait erken belirtiler;
başlangıçta gribal enfeksiyon, iştahsızlık, bulantı, kusma,
karnın sağ üst kısmında ağrı, döküntüler, ateş, başağrısı,
halsizlik, çabuk yorulma, eklem ağrısı ve iltihabı gibi
özgün olmayan belirtilerdir. Bu belirtiler zamanla gerilerken,
hastada sarılık ortaya çıkar. Bu döneme idrar renginin
koyulaşması ve dışkı renginin açılması öncülük eder. Tam
iyileşme 6 ayda olur.
*Sarılıksız form: Klinik belirti ve
bulguların silik olduğu ve gözden kaçan olguların olduğu
klinik formdur.
*Kolestatik form: Sarılıklı ve kaşıntılı
belirtiler vardır.
*Subfulminan form: Hafif ateşle birlikte
sarılık ve sindirim sistemi şikayetleri iyileşme olmadan devam
eder. 3-10 haftada ölüm veya 1-3 yıl içinde siroz gelişir.
*Fulminan form: 1-2 hafta içinde ağır
karaciğer yetersizliği olur ve ölümle sonuçlanır.
Hastalık Nasıl Yayılır?
Yukarıda belirttiğim gibi, Hepatit B'nin tek bulaş kaynağı
insandır ve bulaş yolları da kan ve vücut
salgıları (meni, vaginal salgılar, ter, tükürük, gözyaşı) ile
temastır. Yayılımda en önemli etken
kan ve cinsel temastır.
Hepatit B'nin bulaşma
yolları;
* Kan ve kan ürünlerinin
kullanımı,
* Kirli enjektörler,
* Cerrahi aletler ve
müdahaleler,
* Diş
tedavileri,
* Sünnet ve kulak delme,
* Akupunktur iğneleri,
* Dövme
gereçleri,
* Kuaför ve berberlerdeki
iyi sterilize edilmemiş makas, manikür, pedikür gereçleri ve
traş
bıçakları
ve sakal köpürtme fırçaları,
* Ortak kullanılan diş fırça ve
macunları.
Virüsle temas eden her yüz
kişiden 5-8'inin vücudunun virüsü yenemediğini ve virüsün
sinsi bir biçimde çoğalmaya devam ettiğini, TAŞIYICI OLARAK
nitelendirilen bu insanların kendilerini sağlıklı
hissetmelerine rağmen ÇEVREYE VİRÜS YAYDIKLARINI unutmamak
gerekir.
En Fazla
Risk Altında Olanlar Kimlerdir?
- Hepatit-B'li
anneden doğan bebekler,
- Ev
içinde kronik Hepatit-B virüsü hastası ve taşıyıcısı
olanlar,
- Birden
fazla kişi ile cinsel temas kuranlar,
- Kan
ve kan ürünleri kullananlar,
- Hemodiyaliz
uygulanan kişiler,
- Genelev
çalışanları,
- Homoseksüel
ilişkide bulunanlar,
- Damariçi
ilaç bağımlıları,
- Sağlık
personeli,
- Kuaför
ve kuaföre sık gidenler,
- Para
sayma işi ile uğraşanlar (veznedarlar),
- Hepatit
B'nin çok yaygın olduğu ülkelerde uzun süre yaşamaya
gidenler,
- Okul,
kreş, kışla, öğrenci yurtları v.b. gibi toplu yerde
yaşayanlar.
B tipi virüsle oluşan hepatit'te %90-
95 oranında tam bir iyileşme ile birlikte, yaşam boyu
bağışıklık kalır. Yakalananların % 5-8 'i ise taşıgan kalır.
Özel bir tedavi yöntemi varsa da bu tedavinin maliyeti çok
yüksek olup, başarı şansı %10-15 'tir. Taşıganların,
vücutlarındaki virüsün çoğalıp çoğalmadığının anlaşılması
için, 3-6 ayda bir kez karaciğer enzim testlerini kontrol
ettirmeleri uygun olur.
Hepatit
B'nin Tanısı Nasıl Yapılır?
Hepatit B'nin tanısı ve
evreleri laboratuvarlarda yapılan kan testleriyle
saptanabilir. Bu testleri belirtmeden önce Hepatit B 'ye
ilişkin kan testlerinin deyimlerini açıklamakta yarar
görüyorum.


HEPATİT - B
VİRÜSÜ (Doç.Dr.Turan
UÇKUN)
Hepatit B surface (yüzey) Antijeni
(HBsAg): Hepatit B
virüsünün serolojik yüzey markeridir. Bu testin pozitif
çıkması durumunda, pozitif olan kişi etrafındakilere
Hepatit B yi bulaştırabilir. Bu antijen bir kişinin
kanıda 6 aydan uzun süre pozitif olarak kalırsa,
hasta kronik Hepatit B enfeksiyonludur,
taşıyıcıdır. Antijenin kısa bir sonra kandan
kaybolması, immun cevabın oluştuğunun ve hastalığın şifa
bulduğunun belirtisidir.
Hepatit B surface (yüzey) Antikoru
(Anti-HBs): Bu antikor Hepatit B' nin başlangıcı ve iyileşmesi
arasındaki dönemde ortaya çıkar. Varlığı; Hepatit B hastalığının
geçirildiğini ve koruyucu antikor oluştuğunu veya kişinin
Hepatit B aşısı yaptırarak bu hastalığa karşı bağışıklık
kazandığını gösterir.
Hepatit B e Antijeni (HBeAg):
Hepatit B virüsünün nukleokapsidinin geni tarafından
salgılanan ve akut ve kronik Hepatit B enfeksiyonunda
ortaya çıkan bir antijendir. Pozitif olması; kişinin
Hepatit B enfeksiyonu ile şiddetli derecede enfekte olduğunu
ve virüsün çoğaldığını gösterir.
Hepatit B e Antikoru (Anti-HBe) : Bu
antikor immün sistem tarafından haftalar ve aylar içerisinde
kendiliğinden geçici olarak HBe antijeninin HBe
antikoruna dönüşmesi (seroconversion) şeklinde ortaya çıkar ve
daha sonra kaybolur.
Hepatit B core Antikoru. IgM tipi
Antikor (Anti-HBc IgM): HBc; Hepatit B virüsünün Core
(çekirdek) antijenidir. Beraberinde HbsAg pozitif olsun
veya olmasın, Anti-HBc IgM pozitifliği; Hepatit B ile
enfekte olunduğunu veya son 6 ay içinde bu enfeksiyonunun
geçirildiğini gösterir. HbsAg negatif iken bu antikorun
varlığı; akut veya yakın zamanda geçirilmiş Hepatit B
enfeksiyonunu gösterir.
Hepatit B core Antikoru. IgG tipi (Anti-HBc IgG):Bu
antikor; HbsAg pozitif olan tüm akut hastalarda, taşıyıcılarda
ve Hepatit B virüsü ile enfekte olmuş fakat hastalığı
tamamen geçirmiş ve bu hastalığa karşı bağışıklık kazanmış
tüm fertlerde pozitiftir. Kısaca, Hepatit B ile
enfekte olan tüm kişilerde bu antikor pozitiftir,ömür
boyu pozitif kalır. (Anti HBs ve HBs Ag
faktörleri bazen negatif olabildiği halde! İlerde buna değinilecek!)
.
Hepatit B genetik DNA (HBV DNA) :En
duyarlı test olan Hepatit B viral DNA' sının (genetik
maddesinin) saptanmasıdır. Aktif enfeksiyonun
göstergesidir. Taşıganlarda, karaciğer enzim testlerinin
aşırı yükseldiği durumlarda seviyesi saptanmalı ve gerekirse
tedaviye başlanmalıdır.
Hepatit B Immun Globulin (HBIG): Hepatit B
enfeksiyonundan korunmak amacıyla, yüksek titrede Anti HBs
(hepatit B antikoru) içeren serumlardan hazırlanan ve proflaksi
amacıyla 3 - 6 ay gibi kısa süre Hepatit
B enfeksiyonundan koruyan antiserumdur.
Hepatit B Tanısının
Şemalandırılması






Serolojik Laboratuvar
Sonuçları Nasıl Değerlendirilmelidir?
|
Hepatit
B panelinin değerlendirilmesi |
| Testler |
Sonuçlar |
Değerlendirme |
HBsAg anti-HBc anti-HBs |
negatif negatif negatif |
Etkenle ve
aşıyla karşılaşmamış. |
HBsAg anti-HBc anti-HBs |
negatif pozitif pozitif |
Tabii
enfeksiyonla edinilen
bağışıklık |
HBsAg anti-HBc anti-HBs |
negatif negatif pozitif |
Hepatit B aşılanmasıyla
edinilen bağışıklık |
HBsAg anti-HBc IgM
anti-HBc anti-HBs |
pozitif pozitif pozitif negatif |
Akut
enfeksiyon |
HBsAg anti-HBc IgM
anti-HBc anti-HBs |
pozitif pozitif negatif negatif |
Kronik
enfeksiyon |
HBsAg anti-HBc anti-HBs |
negatif pozitif negatif |
4 ayrı olasılık
bulunuyor* |
|
* Dört ayrı
olasılık:
- Akut Hepatit B
enfeksiyonundan sonraki iyileşme.
- Çok az bağışıklık
nedeniyle, serumda çok düşük seviyede
bulunan Anti HBs antikor düzeyinin
gösterilememesi.
- Yalancı
pozitif anti-HBc duyarlılığı.
- Serumundaki HBsAg
varlığı belirlenemeyecek düzeyde az olan ancak
gerçekte kronik enfeksiyonu olan
kişi.
|
Bu tabloda da göreceğimiz gibi;Anti HBc
antikorunun varlığı; Hepatit B enfeksiyonunun teşhisinin
anahtarıdır. Tablonun son bölümü
incelendiğinde, vurgulamak istediğim kolayca
anlaşılacaktır. Bugün Kızılay dahil çoğu sağlık
kurumlarında Hepatit B taşıyıcısını saptamak için yalnız
HBsAg testi istenmekte ve böylece "gizli hepatit taşıyıcıları"
teşhis edilememektedir. 38 senelik meslek yaşamımda
ve laboratuvarımda 2000'in üzerindeki kişide uyguladığım
Hepatit B taramalarında bugüne kadar 24 kişide HBsAg ve
Anti-HBs titrelerini saptayamadığım halde Anti-HBc titrelerini
pozitif buldum.
Bu da, Hepatit B taşıyıcılarını saptamak için yalnız
HBsAg testinin istenmesinin, %1.2'lik yanılgıya ve bu
orandaki Hepatit B taşıyıcılarının atlandığına işaret
etmektedir. Ayrıca, çoğu sağlık kuruluşlarında hepatit
testleri (maalesef), ucuza mal olduğu veya sonuçları rakamsal
olarak belirten hassas aletler olmadığı için kart,
aglütinasyon ve tarak test dediğimiz basit yöntemlerle
yapılmakta ve dolayısıyla düşük titredeki antijen veya
antikorlar saptanamamakta veya yeni yakalanılan ya da
önceden geçirilen enfeksiyonlar teşhis edilememektedir. Bu
konuya özellikle eğilmenin, hastaların ve sağlam olarak tanı
konulacak kişilerin takibi açısından yararı olacağı
düşüncesindeyim.
Hepatit B Virüsünü Taşıyan Kişilerin Dikkat
Etmesi Gereken Konular Nelerdir?
* Öncelikle kan bağışı yapmaktan kaçınmalıdırlar.
* Kanlarının, başkalarının kanlarıyla temasına izin
vermemelidirler.
* Hepatit B taşıyıcısı olan bir
evde, aynı evi paylaşanların Hepatit B aşısı olmaları
sağlanmalıdır.
* Üzerinde önemle durduğumuz en önemli bir konu da yeni
doğan bebeklerin doğar doğmaz ya da en kısa sürede
aşılanmalarıdır.
Hastalıktan Korunma Önlemleri Nelerdir?
- Hepatit
B aşısı yaptırmak,
- Mümkün
olduğunca öpüşmemek ve hatta tokalaşmamak,
- Tek
eşli cinsel yaşamı tercih etmek, ilişkide prezervatif
kullanmak,
- Diş
hekimi, berber gibi kamuya hizmet veren kurumların hijyen
kurallarına uyup uymadığını takip etmek,
- Kan
ve kan ürünleriyle çalışanları önlemler almaya
yöneltmek.
B virüsü hepatitine karşı, AŞI İLE ETKİN
BİR BİÇİMDE KORUNMAK MÜMKÜNDÜR.
Aşı Hakkında Neler Bilmeliyiz
?
Hepatit B enfeksiyonuna karşı,
aşı ( ve / veya gerektiğinde HB immunglobulin ) ile etkin
biçimde korunmak mümkündür. Programlı ve eksiksiz olarak
uygulanan aşı, yüksek oranda (%95 ) bağışıklık sağlar. Bu
bağışıklık en az 5 yıl devam eder. Bugün bazı yayınlarda,
aşı yapılan kişilerde bağışıklığın ömür boyunca devam ettiği
vurgulanmaktaysa da; deneyimlerime göre, aşılanılarak elde
edinilen bağışıklıkta birkaç sene sonra serumdaki antikor
düzeyi çok azalmakta ve tekrarlanan aşı ile bu düzey çok
yüksek değerlere çıkarılabilmektedir. Hepatit B aşısı çok
güvenilir bir aşıdır. Piyasada bulunan aşılar arasında
pratik olarak önemli fark yoktur. Tümü güvenle kullanılabilir.Yüksek
bulaşma riski taşıyanlara (sağlık personeli, virus taşıyıcısı
ile aynı evi paylaşan bağışıksız eş ve çocuklar, taşıyıcı
anneden doğan bebekler, sık sık kan almak zorunda olanlar,
hemodiyaliz hastaları, hayat kadınları vb) aşı mutlaka yapılmalıdır.
Aşılama ideal olarak, 1'er ay ara ile 2 doz ve ilk aşıdan
6 ay sonra 3. doz yapılarak uygulanır. İlk yapılan aşıdan
1 yıl sonra 1 kez aşının tekrarının (rapel) yapılmasının
büyük yararı vardır. Aşının uygulanış sürelerinde
belli bir esneklik olabilir. Yapılan yayınlarda 1 ve
2. Doz arası 2 hafta ile 4 ay, 2 ve 3. Doz arasındaki süre 1
ay ile 18 ay arasında yapılırsa 3 dozluk şema tamamlanmış
sayılır denmekteyse de, tecrübelerime göre; aşılanmanın
1'er ay ara ile 3 kez yapılmasının daha uygun olacağı
düşüncesindeyim. Çünkü aşılama yaptığım kişilerde 3.
ay yaptığım aşıdan 1 ay sonra yaptığım Anti-HBs düzeyleri
% 5 - 10 kişide ya hiç oluşmamakta ya da 10-20 mIU/ml. gibi
çok az düzeylerde oluşmaktadır. Bu durumda 1 ay ara ile
yapılan aşılara (4. ve 5. aylarda) devam etmekte yarar
görüyorum. Bu uygulamanın yapıldığı çoğu kişilerde daha
sonra yaptığım testlerde antikor düzeyinin yeterli koruyucu
düzeye eriştiğini görüyorum. Bazılarında Anti-HBs düzeyi
inatla yükselmemektedir. Bu nedenle aşı uygulanan kişilerin
aşı programları tamamlandıktan 1 ay sonra antikor düzeylerini
tespit ettirmelerinin çok yararlı olacağını düşünüyorum.
1 ve 2. aylarda yapılan aşıdan 4 ay sonra yapılan 3. (ilk
aşıdan 6 ay sonra yapılan) aşının antikor titresinin
yükselmesi açısından zaman kaybına neden olacağını düşünmekteyim. Her
doz aşıda, yetişkinler için 20 mikrogram, küçük çocuklar
için 10 mikrogram aşı proteini (HBsAg) vardır. Küçük çocuklar
ve bebeklere yetişkin dozunun yarısı yeterlidir. Aşı, 2
yaşından büyük çocuklar ve erişkinlerde deltoid kas içine,
2 yaşından küçük bebeklerle yeni doğanlarda uyluğun önyan
yüzünden kas içine yapılarak uygulanır. İstenirse 5-7 yıllık
aralıklarla bir doz rapel yapılarak bağışıklık sürdürülmesinde
yarar var inancındayım. Hepatit B aşısı, BCG, tetanoz, boğmaca,
çocuk felci, kızamık gibi diğer aşılarla birlikte yapılabilir.
Yüksek bulaşma riski söz konusu ise, aşı gebelere de yapılabilir.
Aşı yapılan yerde, 2 gün içinde geçen hafif ağrı ve kızarıklık
olabilir. Aşı, yapılıncaya kadar +2C ile +8C arasında (buzdolabı
kapağında) saklanmalı ve kesinlikle dondurulmamalıdır. Aşı,
kullanılmadan önce iyice çalkalanmalıdır.
Hepatit B Aşısı Kimlere Yapılmalıdır?
Hepatit B aşı programı
toplumda Hepatit B virüsünü önlemeye yöneliktir. Yeni doğan tüm çocukların rutin olarak aşılanmasında büyük yarar vardır. Ülkemizde
de Sağlık Bakanlığı tarafından seneler önce bu uygulamaya
geçilmesi kararı alındı. Özellikle taşıyıcı annelerin bebeklerinin
doğar doğmaz aşılanması zorunludur. Yetişkinlerden risk
altındaki gruplara (bazı sağlık personeli, acil hizmetlerde
çalışanlar, homoseksüeller, damar içi ilaç bağımlıları,
hemodiyaliz hastaları, kan ve kan ürünü transfüzyonu yapılan
hastalar, immun yetmezliği olan kişiler, bakımevlerinde
yaşayanlar, hapishanedeki hükümlüler, Hepatit B taşıyıcıları
ile aynı evi paylaşanlar, hayat kadınları ve çok eşli yaşam
sürenler) aşı önerilmektedir. Yetişkinlerden risk grubunda
olmayanlar için aşı zorunlu değildir.
Unutmayınız Türkiye
nüfusuna her yıl 1.5 milyon yenidoğan katılmaktadır. Her yıl
bunlardan 92.000 bebek aslında aşıyla önlenebilen bir hastalık
olan Hepatit B enfeksiyonuna yakalanıp, sonrasında
kronikleşmekte ve başkalarına da Hepatit B'yi
bulaştırabilmektedir. 23.000 bebek siroz veya karaciğer
kanserinden kaybedilmektedir. Halbuki bu bebekler yaşamlarının
ilk aylarında diğer aşılarıyla birlikte B hepatitine karşı
aşılansalar, her yıl 92.000 kişi kronik Hepatit B olmayacak,
23.000 kişi de siroz/ karaciğer kanserinden ölmeyecek,
interferon tedavisi gibi çok pahalı tedavilere harcanan para
daha yararlı alanlara kaydırılabilecektir.
Biliyor musunuz
?
Dünyada 400 milyon
insan Hepatit B virusunu (HBV) kronik olarak taşıyor. Ülkemizde
bu sayı 4 milyon civarında. Dünyada HBV ile karşılaşmış
insan sayısı 2 milyar , ülkemizde bu sayı 30 milyon kadar.
HBV taşıyanlarda karaciğer kanserine yakalanma riski, bu
virüsü taşımayanlara göre 100 kat fazla.Dünyada 1 günde HBV 'nun neden olduğu ölüm sayısı,
AIDS virüsünün 1 yılda neden olduğu ölüm sayısından fazladır.HBV,
AIDS virüsündan 100 kat daha bulaşıcıdır. Çünkü 1 damla
kandaki HBV sayısı AIDS virusu sayısının 100 katından fazladır.
Hepatit B İmmunglobulini Hakkında Neler Bilmeliyiz
?
Aşı ile kişinin kendi
bağışıklığını oluşturması zaman isteyen bir olaydır. Eğer,
ciddi bir bulaşma riski ve dolayısıyla B virüsü hepatitine
yüksek yakalanma olasılığı varsa, Hepatit-B immunglobulini
olarak önceden hazırlanan bağışıklayıcı maddelerin
kişiye verilmesi gerekebilir. Bu amaçla, temastan sonraki
birkaç gün içinde ve mümkün olduğu kadar erken, 0.06 ml / kg
(pratik olarak yenidoğanlara 0.5 ml, yetişkinlere 5 ml )
Hepatit B immunglobulini kas içine
yapılabilir.
B Virüsü Taşıyıcısı Olan Anneden Doğan Bebeğe
Ne Yapılmalı ?
Gebeler, doğum öncesi veya
doğumdan hemen sonra test yaptırarak taşıyıcı olup
olmadıklarını öğrenmelidirler. Çünkü, B virüsü taşıyan anneden
plasenta yoluyla (veya doğum sırasında) annenin kanına temasla
bebeğe virüsün bulaşma riski vardır. (C ve D virüsleri de
plasenta yoluyla bebeğe geçebilirler. A ve E virüslerinde bu
yoldan bulaşma gösterilmemiştir.) B virüsü taşıyan
anneden doğan bebeğe, doğumda, Hepatit B immunglobulini
uyluğun ön-yan yüzünden kas içine yapılır ve bebek aşı
programına alınır.
Hepatit B Aşısının Koruyuculuğu
Nedir?
Hepatit B aşısı uygun şartlarda muhafaza edildiğinde (dondurulmadan
soğukta) ve usulüne uygun uygulandığında
aşılananların %90'ından fazlasında
bağışıklık sağlamaktadır. Bu oran kırk yaşın üzerindekilerde
bir miktar düşmektedir. Yeni doğanlarda ise aşıda %100'e
yakın bağışıklık elde edilebilmektedir.
Dünyada 400 milyon kişiyi
esir alan Hepatit B virüsünü bir türlü ciddiye almıyoruz. Aşı
olmadığımız yetmiyormuş gibi sabah akşam birbirimizi öperek,
neredeyse AIDS'i sollayan bu virüse kafa tutuyoruz.