| Unutuyorum, yoksa
ben de mi?
Hepimiz bazan anahtarımızı koyduğumuz yeri hatırlamayabilir,
iki saat önce tanıştığımız bir kişinin ismini ya da arkadaşımıza
verdiğimiz randevuyu unutabilir ya da adres ararken yolumuzu
şaşırabiliriz. Yoğun çalışma temposu, stres, alkol gibi çeşitli
faktörlerin bu tür küçük unutkanlıklara yol açması normaldir
ve bunlar günlük yaşamımızı hiçbir zaman ciddi biçimde etkilemeyen
unutkanlıklardır. Belleğimizi biraz zorladığımızda ya da dikkatimizi
topladığımızda unuttuklarımız çoğu kez kısa süre sonra aklımıza
geliverir. Yaşlandıkça bu tür unutkanlıkların biraz daha artması
normal kabul edilebilir. Ancak günlük yaşamı etkileyecek boyutlara
varan, ilerleyici ve ciddi unutkanlık, yaşlanmanın doğal bir
sonucu olarak kabul edilmemelidir. Halk arasında genellikle
"bunama" olarak adlandırılan bu durum, Alzheimer
hastalığının bir habercisi olabilir. Başta unutkanlık olmak
üzere, çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara neden
olan Alzheimer hastalığında, beynin belirli bölgelerinde
birtakım proteinlerin birikmesi, sinir uçlarının hasara uğramasına
ve dolayısıyla beynimizdeki sinirler arasında bilgi taşınmasını
sağlayan bazı kimyasal maddelerin miktarının azalmasına neden
olur. Yani kısaca beyinin iletişim ağı bozulur.
Alzheimer hastalığının nedeni bugün için tam olarak bilinmemekle
birlikte, bazı genetik çalışmalar yardımıyla yakın gelecekte
bu sorunun cevabının bulunacağı tahmin edilmektedir. Nitekim
son zamanlarda insan genetik haritasının çözülmesi, yakında
alzheimer'in engelleneceğinin müjdecisi olmuştur.
Yaşlanmalı mı, yaşlanmamalı mı?
Alzheimer hastalığı, ender olarak 40-50 yaşlarında ortaya
çıkabiliyorsa da, genellikle yaşlılık hastalığıdır. Bugün
için tüm dünyada 20 milyona yakın insanın Alzheimer hastalığına
yakalandığı tahmin edilmektedir. Türkiye'deki tahmini Alzheimer
hastası ise yaklaşık 200.000'dir. 65 yaşın üzerinde her 10
kişiden birinde, 85 yaşın üzerinde ise her iki kişiden birinde
Alzheimer hastalığı ortaya çıkmaktadır. Alzheimer hastalığı,
kadınlarda ve erkeklerde hemen hemen eşit sıklıkta görülmektedir.
Bulaşıcı ya da kalıtsal bir hastalık değildir. Bazı çalışmalar,
düşük oranda ailesel bir yatkınlığın söz konusu olabileceğini
düşündürmektedir. Ancak bu, ailesinde Alzheimer hastalığı
bulunan her kişinin, yaşlandığında mutlaka bu hastalığa yakalanacağı
anlamına gelmez.
Sinsi ve ilerleyici bir
hastalık
Alzheimer hastalığı yavaş ilerleyen, ancak zaman içinde günlük
yaşamı etkileyerek hastayı geri dönüşsüz bir şekilde bakıma
muhtaç bırakan bir hastalıktır. Genellikle ilk belirtiler
fark edildikten sonra ortalama 5-10 yıl içinde zihinsel ve
bedensel fonksiyonlar ağır biçimde bozularak hastayı yatağa
düşürür. Hastalık, hafif ve gözden kaçabilecek belirtilerle
sinsi bir şekilde başlar.
İlk belirtisi genellikle unutkanlıktır. Özellikle
yakın geçmişteki olayları, insan isimlerini, telefon numaralarını
unutma, günleri, ayları, yılları hatırlayamama gibi belirtiler
ortaya çıkar. Hasta, işine ve çevresine karşı ilgisini yitirebilir,
konuşurken bazı kelimeleri bulmakta güçlük çeker veya yolunu
şaşırabilir. Ancak hastaların çoğu, bu durumunu kabullenmek
istemez. Orta evrelerde, hastanın unutkanlığı daha da belirginleşir.
Örneğin aile üyelerinin isimlerini bile unutabilir. Kişileri
tanımamaya, yıkanma, giyinme gibi gündelik işlerde yardıma
gereksinim duymaya, para hesabı yapamamaya başlar. Öte
yandan ruhsal bozukluklar da ortaya çıkabilir. Çok çabuk
ağlayabilir, sinirlenebilir, uyku düzeni bozulur, amaçsız
şekilde dolaşır, garip hayaller görebilir. Hatta depresyona
girme sıklığı da az değildir. İleri evrelerde ise, hasta
artık neredeyse tamamen bakıma muhtaç duruma gelir. Aile
üyelerini tanıyamaz, kendi başına yemek yiyemez, yıkanamaz,
yürüyemez, idrarını ve dışkısını tutamaz. Ayrıca ciddi davranış
bozuklukları baş gösterebilir.
|