KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ (Kene ısırması)
Yaz mevsimi ile birlikte yazlık giysileri
kullanmaya başlamanın, pilajlara gitmenin
ve piknik yapmanın arttığı ortamda, özellikle kırsal alanlarda
vücudumuzun açık kalan kısımları sizler ve yakınlarınız için
tehlike arzediyor. Bu tehlikenin adı; keneler aracılığıyla taşınan,
zoonoz olan, Bunyaviridae
ailesine bağlı Nairovirüs'lerle insanlara
geçen hayvan kaynaklı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı ( KKKA )'dır. Hastalık; hayvanlarda,
insanlara nazaran daha yaygın olarak görülmekte ancak çoğu hayvanda asemptomatik
(belirtisiz) olarak seyretmektedir. İnsanlarda da belirtili
veya belirtisiz olarak tek tük (sporadik) veya salgınlar (epidemi) şeklinde görülmektedir. Son dört yıldır Türkiye’de de görülen hastalık, ölümlere yol
açmaktadır. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere
rağmen memleketimizde her sene 10'un üzerinde ölüm ve yüzlerce
kene ısırma olgusu görülmektedir.
Daha çok kırsal bölgelerde görülen hastalık, çoğumuz için
yabancı. Kenelerin insan vücuduna aktardığı bir virüsün yol
açtığı hastalığı yakından tanıtmakta fayda görüyorum. Bu nedenle aşağıdaki
yazıyı okumanızı ve bu konuda bilgilenmenizi ve yakınlarınızı
da uyarmanızı öneririm.
Keneler Nasıl Tanınır ve Nerelerde Bulunur?
Keneler otlaklar,
çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşayan, 1/2 - 3 cm. büyüklüğünde, küçük ve oval şekilde,
6 - 8 bacaklı, uçamayan ve sıçrayamayan hayvanlardır. Hayvan ve insanların kanını emerek beslenirler
ve hastalıkları
bu şekilde insana bulaştırırlar.
Ülkemiz, kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun
bir yapıya sahiptir. Türlere göre değişmekle beraber kenelerin,
küçük kemiricilerden, sığır, koyun, keçi gibi evcil memeli hayvanlara
ve kuşlara (özellikle devekuşları), yabani tavşan ve tilki gibi
av hayvanlarına kadar geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur. Memleketimize de genellikle Güney Afrika'dan yazın konaklamak
amacıyla gelen göçmen kuşlar aracılığı ile geldiği
ve hastalığa neden olduğu düşünülmektedir.
Kene
½ cm ile 3 cm. Büyüklüğündedir.
Keneler aracılığıyla insanlara geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)
hastalığı genellikle yaz mevsiminde ve çoğunlukla da kırsal
bölgelerde görülür. Sahil şeridinden de rapor edilen olgular vardır. Hastalık birdenbire ortaya çıkar ve enfekte
ettiği insanların çoğu kez ölümüne neden olur. Türkiye’de ilk kez 2002’de görülen
hastalık, her sene özellikle yaz aylarında alarm vermektedir.
Son senelerde Kastamonu, Yozgat, Sivas ve Tokat'ta
birçok vatandaşımızın bu hastalık nedeniyle ölmesi, Sağlık ile
Tarım ve Köyişleri Bakanlıklarını harekete geçirmiş ve halka önlemler
alması için broşürler dağıtılarak hastalık konusunda aydınlatıcı
tanıtımlar yapılmıştır. Gerek yazılı ve gerekse görsel
medya aracılığı ile yapılan uyarılarla da hastalığın gelişimi
ve yayılması engellenmeye çalışılmaktadır. Bu hastalık ilk kez
1944-1945 yıllarının yaz aylarında Batı Kırım steplerinde ürün
toplamaya yardımcı olan Rus askerlerine musallat olmuş ve 1956’da da
Kongo’da görülmüştür. Bu nedenle de dünya tıp literatürüne Kırım
Kongo Kanamalı Ateşi adıyla geçmiştir.
Kimler Risk Altındadır?
Hastalık genellikle meslek
hastalığı şeklinde karşımıza çıkar ancak, aşağıda belirttiğim kişiler de risk altındadırlar.
* Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar,
* Veterinerler,
* Kasaplar,
* Mezbaha çalışanlar,
* Sağlık personeli,
* Askerler,
* Korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanlar
ve
* Piknik yapanlar.
Bulaş Nasıl Olur?
Resim 1
Resim 2
Henüz
erginleşmemiş Hylomma cinsi keneler,
küçük omurgalılardan kan emerken, virüsleri de alırlar.
Gelişme evrelerini tamamlarken, bu virüsleri de muhafaza ederler
ve ergin kene haline geldiklerinde hayvanlardan ve insanlardan
kan emerken, bu virüsleri bulaştırarak hastalığa neden olurlar.
İki Haftada Öldürüyor...
KKKA, hayvanlarda çoğunlukla belirtisiz seyreder ancak insanlarda
öldürücü olabilir. Hastalık
ani başlayan ateş, baş ve kas ağrıları, kırgınlık, halsizlik
ve iştahsızlık gibi belirtilerle başlar; bulantı,
kusma, karın ağrısı, ishal gibi şikayetlerle devam eder.
Bunlara daha sonra
vücudun değişik yerlerinde görülen kanamalar eşlik eder.
Kanımızın 1mm3’ünde sayıları 200.000 – 400.000 arasında
olan ve kanamayı önleyici görevleri üstlenen trombosit
hücreleri bulunmaktadır. Kenelerin ısırmasıyla vücuda giren virüs, trombositlerin
sayısını zamanla azaltır ve bu azalma nedeniyle de damarlarda dejenerasyonlar
(hasar'lar) oluşur. Damarlarda oluşan bu hasarlar, kanamalara
neden olur. Bu
kanamalar; diş eti, burun, kulak kanaması gibi dış kanamalar
olarak görülebildiği gibi, vücudun birçok yerinde morarmalar
oluşturarak iç kanama şeklinde de görülebilir.
Hastalık
belirtileri, kene tarafından ısırılan kişiye virüsün geçmesinden
genellikle 1-3 gün sonra ortaya çıkar. Bu süre,
en fazla 9 gün olabilir. Hastalığa yakalananların hemen hastaneye
yatırılması ve müşahade altına alınmasında büyük yarar vardır. Ölüm; karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezlikleri nedeniyle olur. İki haftada kaybedilmeyen hastalar, KKKA’ya
karşı ömür boyu bağışıklık kazanır.
Türkiye'de Yayılıyor...
Dünyada daha önceleri gündemde olmadığından ve bu nedenle de
atlandığından, Türkiye'de geçmişe dönük bir bulgudan bahsedilmemektedir. Ancak; KKKA'nın tüm dünyada son 5-6 senedir salgınlar göstermesi,
Türkiye’de de hastalığın önemsenmesine ve (dolayısıyla) teşhisine
neden olmuş ve dolayısıyla da ilk olarak beş yıl önce görüldüğü rapor edilmiştir. Tokat’taki
bir vakanın ardından Gümüşhane, Sivas gibi illerden de benzer
bildirimlerin gelmesi Sağlık Bakanlığı’nı harekete geçirmiştir.
Hastalığın etkeni, bulaşma yolları, kliniği ve seyrine
ilişkin bilgiler tıp fakültesi eğitim kitaplarımızda çok
az yer aldığından ve fakültelerimizde konunun üzerine yeterince
eğinilmediğinden, hastalığın ülkemizde ilk defa görülmesi, teşhisini
zorlaştırmıştır. Kenelerden geçen bir virüsün hastalığa neden
olduğu, ancak kan örneklerinin Fransa’ya gönderilmesiyle, anlaşılabilmiştir.
Ardından, Sağlık Bakanlığı'nın, bünyesinde oluşturduğu bir komisyon,
hastalığın görüldüğü illeri taramış ve sonuçta, virüsün
Hyalomma türü bir
kene tarafından bulaştırıldığı ve virüsün ülkemizde de çok
yaygın olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmalardan
sonra da 2004’te Refik Saydam Merkez Hıfzıssıhha
Enstitüsü devreye girmiştir.
Türkiye’de bugüne kadar 800'ün üzerinde KKKA vakası tespit edilirken,
Kastamonu ve Tokat'taki son olaylarla birlikte toplam 40'ın
üzerinde kişi hayatını kaybetmiştir. Sağlık Bakanlığı verilerine
göre, 2002-2003’te 150 vaka 6 ölüm, 2004’te 249 vaka 13 ölüm,
2005’te 266 vaka 13 ölüm, 2006 (Haziran itibariyle)
150 vaka ve 11 ölüm olmak üzere, 2002'den 2006'ya kadar 815 vaka ve 43 ölüm gerçekleşmiştir.
Tokat, Sivas ve Çorum başta olmak üzere 22 il, hastalık yönünden
riskli yerler olarak tespit edilmiştir.
Tedavisi Mümkün
Değil...
KKKA’nın bugün için tedavisi olmadığı gibi, kontrolü için de dünyada kabul görmüş
standard bir uygulama yoktur. Korunmada kişisel önlemlerin büyük önemi vardır. Memleketimizde
bugün, hastaların uygun şartlara sahip hastane takiplerinin
yapılması ve destek tedavisinin sağlanması için gerekli olanaklar
sağlanmıştır.
Türkiye'de
hastalığı önlenebilmesi için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ilaç
göndermektedir. Ancak gönderilen ve etkili olduğu söylenen ilaçlar, memleketimizdeki
ölümleri engelleyememektedir. Bu
nedenle hastalık ülkemiz açısından hala önemli bir sorundur
ve bu sorunun çözümlenebilmesi için Sağlık Bakanlığı'nın çalışmaları
halen devam etmektedir. Kene
kırsalda yaşayan ve orman bitki örtüsünün içine yerleşebilen
bir hayvan olduğu için, doğadaki keneyi yok etmemiz ve kökünü
kazımamız olası değildir. Bir kene, bir
mevsimde 5-7 bin arası yumurta üretir ve virüsü
bu yumurtalarına geçirerek virüsün ve dolayısıyla hastalığın
yayılmasında etkili olur. Bu nedenle hastalığın önlenebilmesi için öncelikle kene sayısını
en aza indirmemiz gerekir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Nasıl Kontrol Edilir ve Nasıl
Korunulur?
Hastalığın
bulaşmasında keneler önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle kene mücadelesi
önemlidir fakat oldukça da zordur.
1.İnsanlar kenelerden uzak tutulabilirse
bulaş önlenebilir. Bu nedenle de mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınmak gerekir.
2. Kenelerin yoğun
olabileceği çalı, çırpı, gür ot bulunan alanlardan uzak durulmalı bu gibi alanlara çıplak ayak
ya da giysiler ile gidilmemelidir.
3. Çalı, çırpı, su kenarı veya gür otların bulunduğu
alanlara piknik veya başka bir
amaçlı gidildiğinde, pantolon paçaları
çorap
içine alınmalı ve lastik çizme giyilmelidir.
4. Görevi nedeni ile
risk grubunda yer alan
kişilerin hayvan ve hasta insanların kan ve vücut sıvılarından korunmak
için mutlaka eldiven,
önlük, gözlük, maske v.b. giymeleri gerekmektedir.
5. Gerek insanları
gerekse hayvanları
kenelerden korumak için
haşere kovucu
ilaçlar (repellent)
olarak bilinen böcek kaçıranlar
dikkatli bir şekilde kullanılabilinir. Bunlar sıvı, losyon, krem, katı
yağ veya aerosol
şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde
sürülerek veya elbiselere emdirilerek
uygulanabilmektedir.
6. Haşere kovucular hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir;
ayrıca bu maddelerin emdirildiği plâstik şeritler, hayvanların
kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir
7.Kenelerin
bulunduğu alanlara gidildiği zaman vücut belli aralıklarla kene yönünden kontrol
edilmelidir.
8. Vücuda yapışmış keneler uygun bir şekilde kene ezilmeden, ağızdan veya başından tutularak bir cımbız veya
pens yardımıyla sağa sola oynatarak alınmalıdır.
Isırılan yer alkolle temizlenmelidir. Mümkünse
kenenin tanı için alkolde saklanması uygun olur.
(detaylı bilgi için http:/kidshealth.org/parent/general/body/tick_removal.html)
9. Diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, haşere ilacı (insektisit) ile uygulamanın uygun
görüldüğü durumlarda çevre ilaçlanması yapılabilinir.
Keneyi Elle Öldürmeyin...
Hastalığı "en az"a indirebilmemiz için öncelikle
kenelerle mücadele edilmeli ve hayvanlar kenelere karşı
ilaçlanmalıdır. Kedi ve köpek gibi evcil hayvanlara KENE
TASMASI takılmalıdır.
Keneler kesinlikle elle öldürülmemeli, patlatılmamalıdır.
Vücuttaki kenelerin üzerine
herhangi bir kimyasal madde (alkol, gaz yağı vb.) dökülmemelidir.
Çünkü bu kimyasal maddeler kenelerin kusmasına sebep olduğundan
kusmuktaki virüsler, kenenin kan emmek için ısırdığı yerden
vücuda girebilirler. Eğer
gideceğiniz hastane uzaksa, hastaneye gidene kadar, vücudunuzu ısıran kenenin üzerini margarin
yağıyla kaplayın. Böylece
kenenin nefes almasını önler, ölmesini sağlarsınız.
Ev
hayvanlarınızdaki keneleri temizlemek için, asetonla ıslattığınız bir pamuk parçasını,
hayvanınızın üstündeki kenenin üzerine 5 – 10 dakika bastırın. Ölen keneyi aynı pamukla rahatlıkla çekip çıkarın.